Buradasınız: Anasayfa

İmişehir Köyü Resmi Web Sitesi

Resimlerle İmişehir

ONUR & ERKAN VERDİOĞLU

ONUR & ERKAN VERDİOĞLU

Kas03

Çerkesler Kimdir ?

Çerkesler Kafkasyada yaşayan bir topluluktur. Kökenleri konusunda birkaç değişik görüş vardır. Son araştırmalar ataları olarak Meot-Sindler'e dayandırır. Sakalar(= İskitler), Thraklar, Kimmerler, Kassitler, Hazarlar gibi kavimlerle çağdaştırlar. Bölgenin kurganlardaki buluntular, Sümer ve Hitit uygarlıklarıyla kimi benzerlikler gösterdiği dikkate alınırsa, İ.Ö. en az ikibinli yıllarda tarih sahnesine çıktıklarını söyleyebiliriz. Daha çok Kafkasyanın kuzeyinde dağlık bölgelerinde, küçük gruplar halinde yaşadıklarından, dillerinde farklılıklar oluşmuştur. Birçok kavimlerin geçit yolu üzerinde olmalarına rağmen varlıklarını günümüze kadar sürdürmüşlerdir. Bu nedenle bugün bile Kafkasyada halen, irili-ufaklı cumhuriyetler ve özerk bölgeler vardır. Belli başlı 12 ana grup, 7 Cumhuriyeti ve birkaç özerk bölge halindedirler. Dil özellikleri birçok dilbilimcinin araştırma konusu olmuştur. Fransız araştırmacı George DUMEZIL ekibiyle en kapsamlı incelemeler yapmış ve özel bir enstitü kurmuştur.


Çerkes sözcüğünün çok sayıda yorumu yapılır. Farsça “Dört adam” anlamına gelir. Bir diğer söylenceye göre de, Türkçe veya Tatarca olduğu, çer “yol”, ve kesmek sözcüklerinden geldiğidir. Çerkeslerin kendileri bu sözcüğü efsanevî yönden Küçük Asya(=Anadolu)'ya dayandırır: “--İki kardeş, Ker(veya Çer) ile Kes, eskiden Küçük Asya'da oturuyorlarmış. Ne türden olduğu bilinmeyen olaylar sonucu ülkelerini terk etmek zorunda kalıp Kafkasya'ya gelmişler ve çerkes halkına adlarını vermişlerdir.” Diğer yandan, çerkeslerin eskiden bu adı taşımadıkları ve kendilerine geleneksel olarak “Adighe” dedikleri söylenir. Çerkes anlatılarında kökeni belli olmayan bir halkın çok eski zamanda, Küçük Asya'da Sinop yakınında yaşadığı söylenmektedir. Bu halk ateş ve demirciler tanrısı Tleps veya Lepch ile ormanlar tanrısı Moezitha'ya tapınıyormuş. Bu söylence ile Nuh tufanının son araştırmalara göre aslında Ağrı dağı civarında değil, Sinop civarında oluştuğu dikkate alınırsa, nedeni bilinmeyen ve ülkelerini terke neden olan olayın Nuh tufanı olduğu düşünülerek, bağlantı kurulabilir. Coğrafya bilgini Strabon'a göre Amazonlar, Kuzey Kafkasya'da Gargarların yakınında, yani Çeçen-İnguş ülkesinde yaşamışlardır. Grek mitolojisinde de Giresun civarından Kafkaslara uzanan kuşak üzerinde gösterilmektedir. Mâze sözcüğü çerkes dilinde “Ay” anlamına geldiği, Amazon'un ay gibi güzel savaşçı kadın anlamı çıkarılır.


Çerkesleri genel olarak üç ana grupta toplarsak: 



1-ADİGHELER : Kendilerini asıl çerkes kabul ederler ve iki bölümdürler:


A) Kiakhlar Kafkasyanın kuzeybatısındadırlar ( -Bjeduğ, Abzakh, Şhapsığ-Natkoy, Kemirkoy, v.b.)
B) Şhaghlar Kafkasyanın kuzeydoğusunda, yukarısında (- Kabartay, Besleney, v.b)



2- UBIKHLAR : Shagoache ile Pcheha kaynaklarında ve Karadenizin kıyılarında yaşarlar.
Kuzeyde ve Doğuda Natkoylar, Agoylar ve Abzakhlar, Güneyde ise Abkhazlar ile çevrili
bulunan Ubıkhlar, Adighe ile Abkhaz arasında bir halktır.



3- ABKHAZLAR : Asıl Abkhazlar ve Abazalar olmak üzere iki gruba ayrılabilirler.
Bzibeler, Akhipseler, Aybgalar, Zamballar, Khirpisler, Tchajiler, Sadzeler bu gruba

girerler.


Kaan Verdioğlu 

 

 
Kas09

Nerede Yaşarlar

     Adığey Cumhuriyeti'nin yüzölçümü, son duruma göre 7.800 km²'dir. Adığey Cumhuriyeti, 27 Temmuz 1922'de "Adığe Çerkesleri Özerk Bölgesi" (oblast) adıyla kuruldu. Sonra, şimdiki adını aldı. İlk kurulduğunda yüzölçümü 2.645 km² idi, yaklaşık olarak şimdiki Oktiyabrski, Teuçej, Kras¬nogvardeysk, Şogen ve Koşhabl ilçeleri (rayon) topraklarını kapsıyordu. İlk başkenti Tohtomukay köyü idi. 1926'da 112.800 olan toplam  nüfusun yüzde 45'i Adığe (50 bin), yüzde 25,8'i de Rus (29 bin) idi. Daha sonra başkent, Krasnodar oldu. 1937'de Krasnodar Eyaleti (kray) kurulup, Krasnodar kenti eyalet merkezi olunca, Adığe ÖB'nin merkezi  aykop'a (Mıyekhuape) taşındı.  Dolayısıyla, şimdiki Giaginsk (Cece) ilçesi ve Maykop kentsel bölgesi Adığe ÖB topraklarına katıldı. Krasnodar Barajı'nın kurulması ve 13 köyün sular altında kalması üzerine Maykop'un güneyindeki bölüm (şimdi Maykop ilçesi) Adığe ÖB'ne eklendi. Böylece Adığelere, geleceğe yönelik ekonomik  gelişme olanağı sağlanmak istendi. Ancak, Adığe nüfus oranı yaklaşık beşte bire düştü (1989'da yüzde 20,6). Buna karşılık Rus nüfus oranı yüzde 70'i geçti. Rus nüfus, sanayileşmeye bağlı olarak da arttı. Adığe ÖB, böylece eski Şapsığ Ulusal İlçesi  (1922-1941) ile sınırdaş oldu. (Kaynak : Dünden Bu Güney Kafkasya)

 
Kas09

Çerkez Yemekleri

Haluğ ekmek

Ekmeği somun halinde fırında pişirirler. Pide ve yufka yapmazlar. Buğday, mısır unundan yapılan somunlar fırına konurken altının temiz olması için küreğin üzerine genşi meşe yaprağı koyarak fırına atarlar.
Piştikten sonra da sıcak iken yapraklar çıkarılır ve altı güzelce kızarmış olarak servise konur. Çerkesler ekmeği az kullanırlar.

Adighe Kueyej-Çerkes Peyniri

Evvela iki kilo süt ateşe konur. 2-3 gün önceden kalma ekşi yoğurt suyu süt kaynama derecesine varınca yavaş yavaş kepçe ile dökülür. Süt içinde beyaz topraklar, üstünde yeşil su oluşuncaya kadar hafif ateşte kalır. Tel süzgeç ile süzülür. Şekil vermek için 1-2 defa çevrilir ve ılık iken iki tarafı tuzlanır, bir tabağa konur. Böyle taze iken yendiği gibi bir dolaba veya rafa da konularak kurutulur. Uzun bir zaman dayandığından sonraları da yenir.

Şipsi

Meşhur çerkes tavuğu (Şipsi) çoğu cevizden bulamayanlar yağda kavrulmuş undan ve bazıları da süt ilave ederek yaparlar. Şipsi daima pasta ile yenir. Şipsi pastanın oyulmuş ve kenarları biraz çıkık yapılmış büyük çukurun içine doldurulur. Etler de yarısı dışarıda kalacak ve tutulup çıkarılacak surette çukurun kenarına dizilir.

Haluzz-Haluj

Üçken şeklinde yağda kızartılmış peynirli puf böreğine haluz derler. Bir de ince açılmış hamurun içine peynir ve soğan koyduktan sonra yumurta büyüklüğünde veya biraz daha büyük boyda yuvarlak hale getirip suda pişirirler ki buna da psihaluj derler. Su böreği gibidir. Bu börek pek muteber olmadığından ağır misafirlere ikram edilmez. Bazen de suda kaynatıldıktan sonra ve meselâ ertesi gün yenmek istenirse kızartıp da yerler. Haluz sofraya bir sahan içinde olarak konduğu gibi bazen de öylece konur. Koparıp dağıtmamak için el ile tutularak ısırılıp yenir. Haluzz-Haluj pasta gibi ekmek makamında safraya konduğu için yoğurt, kaymaklı süt, tereyağı, bal veya tiritle yenir. Ekseriya hediye olarak akraba ve ahbaplar arasında hediye olarak götürülür. Halujun bir de patatesli cinsi vardır ki bu da şu şekilde yapılır. Patates sayulduktan sonra su içinde kaynatılarak güzelce pişirilir. İçine biraz kırmızı biber, tereyağı, tuz konur ve evvelce hazırlanmış olan açılmış dört köşeli yufka içine konur, yufkanın bir yarım daire şeklinde yapıştırılmasını müteakip biraz durduktan sonra kaynar suyun içine atılır ve kaynatılır. Sıcağı sıcağına yenir. 
 
Sayfa 1 > 2

ANKET

Sitede nelere yer verilse sizi mutlu ederdi?
 

SİTE TRAFİĞİ

Şuanda 1 konuk çevrimiçi

KİMLER ONLİNE

Hiçbiri

GÜNDEM

LEFİJ ŞAMİL / KAFE

ONUR & ERKAN VERDİOĞLU

ONUR & ERKAN VERDİOĞLU